sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

13 kişi kendisini tutuyor, 1 arkadaşı var.


20.04.1980 doğumlu, 31 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. altmetinçözeri olarak çalışıyor.

pavlovunşartlandırılmışköpekleri:1 mayısta taksim ve dolaylarını işgal ederekten montesqiue'yu bi kez daha haklı çıkaran güruh..bkz."az gelişmiş ülkeler kendi ordularının işgali altındadır"

lalishy   02 Mayıs 2008 21:41  

orantısızgötsinerjisi:götler ikiye ayrılır:1)fetocular 2)ergocular..1 mayısta bu götlerin birleşmesi neticesinde ortaya çıkan gaz bulutuna orantısızgötsinerjisi denir..

lalishy   02 Mayıs 2008 21:26  

demokrasisikerlercumhuriyeti:muzcumhuriyetinin animal versiyonu

lalishy   18 Nisan 2008 17:53  

sıfır noktası:artının kibrinden eksinin ezikliğinden sıyrılmış olan. sayısal değerin değersizliği noktası.öze dönmüş özle bir olma hali.döngü..

lalishy   04 Mart 2008 11:31  

metinmilli:bi tür canlı..ayak kısmı siyah ve beyaz halkalardan oluşur..böğürmesiyle ünlüdür..halk arasında "metin bile milli oldu sen olamadın" diye de kullanılır..

lalishy   13 Şubat 2008 17:11  

kreativibrasyon:(1)ritm raksı
(2) alev...

lalishy   11 Şubat 2008 10:06  

halabizikim:depresyon modundayım hala ...

lalishy   06 Şubat 2008 12:47  

bizikimdigeldigeçti:bi zike yaramıodu neyseki kısa sürdü ..

lalishy   06 Şubat 2008 12:43  

yeknesak:harcanan ömür katsayımdan doğurtmayan kısmı ... bkz. vesair

lalishy   01 Şubat 2008 10:58  

gösterge rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

çok reca edicim bu bahsi kapatın sayın yargıç..zira bilgeliğinize karşı duyduğum onmaz itimatı kaybetmek üzeresiniz....bütün oyunlarınıza dair malumat sahibi olmam,olanların izahatında güçlük çekmeme mani değil......

lalishy   11 Ocak 2008 14:49  

bugün de
tuzlu bir damla olarak yansıdın günüme
sana dairse
böylesi bile güzel...

lalishy   09 Ocak 2008 12:45  

akacak kanın önüne bentler kurdum
bi eneci bi enerci
adını erke koydum....
a.q yine geç kalmışım
berke diyim bende
paşayı mı kırcam.............

lalishy   04 Ocak 2008 14:09  

grup müziği:
grup grup görgıl görgıl grup grup grup

lalishy   02 Ocak 2008 08:54  

dingil ağırlığından yoksun zat niye yoksun ki........

lalishy   31 Aralık 2007 12:43  

ya dışındasındır çevrimin
ya da içinde yer alacaksın
...

lalishy   11 Aralık 2007 09:22  

bazen godot yu beklemek
godot nun gelmesinden daha iyi hissettirir bizi...
çünkü beklemek emek vermektir bi nevi
içimde bir iş yapmanın saadeti der şair
işte öyle bişi

lalishy   30 Kasım 2007 09:28  

ve tanrı
kadını yarattı
ve erkek
tanrı yarattı demedi
kalktı
ve kadın
bin parçaya bölündü
çoğaldı......

lalishy   27 Kasım 2007 12:40  

arasıcaklar

1 arkadaşı var.
  1. aar abi

    tuttumaar abi

  2. matselefon

    tuttummatselefon


KARAKUTU rss kaynağı

adresi: http://lalishy.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 21 Mayıs 2008 22:08 yazılmış
0 yorum var - 10 Mayıs 2008 19:18 yazılmış
0 yorum var - 04 Mayıs 2008 18:51 yazılmış
0 yorum var - 22 Nisan 2008 19:48 yazılmış
6 yorum var - 14 Mart 2008 09:51 yazılmış
2 yorum var - 04 Mart 2008 11:18 yazılmış
aferim2

yalan

0 yorum var - 19 Şubat 2008 09:45 yazılmış
0 yorum var - 13 Şubat 2008 13:21 yazılmış
0 yorum var - 13 Şubat 2008 13:17 yazılmış
0 yorum var - 13 Şubat 2008 11:23 yazılmış
0 yorum var - 12 Şubat 2008 12:43 yazılmış
2 yorum var - 05 Ocak 2008 12:45 yazılmış
aferim5

AYNA

0 yorum var - 11 Aralık 2007 09:03 yazılmış
0 yorum var - 10 Aralık 2007 12:32 yazılmış
aferim2

MUAMMA

2 yorum var - 28 Kasım 2007 12:54 yazılmış
0 yorum var - 27 Kasım 2007 12:41 yazılmış

hımmmm... rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

ERGENEKON-LİBERAL İŞBİRLİĞİ
Pazartesi günkü yazımda gerçek bir solun Ergenekon'la veya benzeri bir kavramla birlikte mütalaa edilemeyeceğini, bunun solu kısıtlamak, çok dar bir alana sıkıştırmak olduğunu belirtmiştim.
Ayrıca, solun liberalizmle özdeşleştirilmesinin de yanlış olduğunu, tam tersine, solun liberal demokratik değerleri içselleştirirken varlık nedenlerinden birinin doktrin olarak liberalizmle mücadele etmek olduğunu söylemiştim. Bu ikinci hususun tartışması 19791989 sonrası sol oluşumlar içinde başlı başına bir unsur olduğundan onu erteleyerek yeniden Ergenekonsol tümleşik tartışmasına gelmek istiyorum.

İki sol bir yanlış
Ortada böyle bir tartışma, onu besleyecek bir "durum" var. Belli çevreler de bu durumu eleştiriyor. Böyle bir pozisyonun doğmasına yol açan ana unsur Türkiye'de yerleşik olan ve tüm kesimler tarafından kabul edilmiş, varlığına inanılmış solun niteliğidir. Nedir o nitelik, bunu açıklayayım.
Türkiye'de iki sol olageldi. Bunların ilki demokratik-meşruiyetçi sol. Kendini Ortanın Solu-CHP üstünden ifade etti. Kemalizmin dönüştürülmesinden doğdu. Zaman zaman sosyal demokrat, zaman zaman demokratik sol olduğunu öne sürdü. Bu solun en belirleyici değeri milliyetçi olmasıdır. İkinci önemli özelliği ise Marksizme kapalılığıdır. Marksizmle ilişkisi bir yana adeta ona karşı bir akım olarak ortaya çıkmıştır. Bu solun militer eğilimleri mevcuttur, en azından Türkiye'de askerbürokrataydın ittifakından beslenmiştir. Bu solun bugünkü türevleri Ergenekon ve benzeri oluşumları destekler. Ama bu sola, koyduğum sınır şartları içinde sol demek mümkün değil.
İkinci sol daha radikal-Marksist bir kökenden gelir. Yeraltı örgütlenmesini, militanlığı, siyasal şiddeti ve radikal devrim düşüncesini kendisine eksen alır. Bugün o soldan geriye ne kalmıştır, bilmiyorum, ama 1960'lardan itibaren bu solun da çok geniş ölçüde militarizmle kuvvetli bağlar kurduğu, bu bağların bizatihi ordu tarafından koparıldığı kesindir. Her şeye rağmen bu solun uzantılarının da geleneksel ordu-militan ittifakıyla devrim yapma düşüncesine yönelebileceği ve Ergenekon benzeri bir oluşumu destekleyebileceği düşünülebilir. Buna mukabil son dönemde böyle bir ize pek rastlanmamıştır. Buradan şu sonuca varılabilir.

Gerçeği yok saymamak
Bu iki solun da gerçekolması gereken ve Türkiye'de ya çok az yaşanmış ya hiç yaşanmamış bir solla ilişkisi yoktur. Şu ya da bu nedenle bu farklı sol kategoriler tarihsel olarak ortaya çıkmış ve yaşanmıştır. Fakat aşılmaları zorunludur. Kim ne derse desin Türkiye'de farklı kaynaklardan doğan bir sol olacaktır. Bu toplumsal bir ihtiyaçtır. O solun gerçekçi ve somut toplumsal bir taban üstünde oluşması beklenir. Ortadaki örnekler farklı bir dünya ve toplum arayışının iyi niyetli çıkışlarıdır. Yanlış bir noktadan başlamış olabilirler. Ne var ki, arayışları ve talepleri doğrudur.

Büyük yanlışın adı
Türkiye'deki büyük yanlış bu noktada yapılıyor. Ortadaki örneklerin yanlışlığından hareket edilerek sol bütünüyle karalanıyor. Bunu yaşıyoruz: gerçek bir solla hiçbir ilişkisi olmayacak, olanların daha baştan yok sayılması gereken Ergenekon söz konusu ve bahane edilerek olmuşyaşanmış, muhtemel ve mümkün bütün bir sol düşünce her yönden saldırılarak boğulmak isteniyor. Yoksa sol-Ergenekon diye bir tartışmada direnmenin hiçbir anlamı yoktur. Gerçek bir sol bu tartışmada yer alamaz. O defter bir kere kapatılır ve biter.
Bitmiyorsa bunu Ergenekon-liberal işbirliği diye görmek gerekir.

HASAN BÜLENT KAHRAMAN

lalishy   29 Ağustos 2008 19:39  

Sevgili Pippa ...

Laik bir cumhuriyette yaşıyorduk. O kadar, o kadar mutluyduk ki, demokrasi gerekmiyordu.
Kadınlarımız moderndi. Başları açıktı. İyi giyindikleri zaman fantezilerimizdeki ecnebi kadınlara benziyorlardı. En çok da İtalyan'a benziyorlardı. Spor otomobilde eşarbının ucundan saçlarının perçemi uçuşan Sophia Loren, laf aramızda, fıstık gibiydi. Tam istediğimiz gibiydi. Ne eksik, ne fazla. İlahi ve dengeli bir nokta. Bu noktanın ötesine de berisine de karşıydık.
Sophia Loren önde, bir fino köpeği gibi arka koltuğa olsun sıkıştırdığımız kadınlarımız bize müteşekkirdi. Bu sayede kanun yaparken kendimizi onlara karşı rahat hissettik. Bu rahatlıkla töre cinayetleri meselesine eğildik.
Ablalarını, bacılarını öldürenler birer trajedi kahramanıydı. Ayrıca, törenin düzenli olarak yok ettiği kadınların başı açık değildi. Onlar henüz kadın değildi. Biz de onların trajik katillerine empati gösterdik. Bu empati laikliğe aykırı değildi. Ölenle ölünmez, ama Türk, öldürene empati gösterir.
Batı'da, katile edebiyatçı empati gösterir. Katilin içindeki insanı edebiyatçı ortaya çıkarır. Bizde katile hukukçu empati gösterir. Onun içindeki insanı hukukçu ödüllendirir. Batı'yla aramızda bu kadarcık fark olsun, di mi? Kültürümüzün farkını korumayacaksak, bağımsızlığımızı nasıl koruruz?
Hukuk bizde bir sanattır. Erkeği yorumlar, kadını yorumlar, insanı yorumlar. Geleceği yorumlar. Edebiyatçıya da bu yüzden pek ihtiyacımız
yoktur. Hatta edebiyatçı, yazar, buralarda hukuka rakiptir. Kültür farkı işte.
Dedim ya, kadınlarımızın başını açıp onları kurtarmıştık. Yüzde 99'u Müslüman bir ülkede Sophia Loren olma imkânı bahşetmiştik onlara. Bu sayede kadınlarımız bize karşı âlicenaptı. Çok da şikâyet etmiyorlardı. Her mahallede bakkaldan fazla kuaför, mizanplileriyle yuvarlanıp gidiyorlardı. Bu yüzden onları tasnif etmemize karşı çıkmadılar. Onları fahişeler ve iffetli kadınlar olarak ikiye ayırdık. Bu, geleneklerimizde vardı. Laiktik, dini devletten ayırmıştık. Bu yüzden onları Müslüman gelenekteki gibi cariyeler ve diğer kadınlar olarak tasnif etmedik. Biz, modern bir ayrımı tercih ettik. Fahişeler ve iffetli kadınlar.
Ve fahişeye tecavüzde tenzilat yaptık.
Bu ince ayrımın bize büyük faydası oldu. Bu sayede çok önemli bir gerçeği keşfettik. Her kadın fahişeydi. Yanlış anlamayın, her kadının fahişeleştiği bir an vardı, biz onun peşindeydik. Tecavüz kadının fahişeleştiği anda gerçekleştiyse tecavüzde tahrik olduğunu keşfettik. Yargıçlarımız kadının fahişeleştiği bu anı tespitte uzmanlaştı. Dedik ya, Türkiye'de laik yargıçlar sanatçı gibidir. İnsanı yorumlamayı iyi bilirler. Hukukun ışığı ve ilhamıyla her şeyin perde arkasını görebilirler. Aynı yargıçlar bütün bir milletin fahişeleştiği, kendini Avrupa'ya, gâvura, emperyalizme, irticaya peşkeş çektiği anı anında tespit edebiliyor. Müsaade edin de tek bir kadının fahişeleştiği anı tespit edebilsinler.
Kocalar da karılarına tecavüz ediyordu. İstedik ki onlar da bu büyük fırsattan, bu büyük indirimden yararlansın. Nasılsa kadınların başı açıktı ve tahayyül edemeyecekleri kadar özgürdüler. Halbuki erkeğin özgürlüğü fötr şapkayla geçiştirilmişti. Arzu ettik ki bu mazlum erkekler, hiç olmazsa evlerinde adaletten nasiplerini alsınlar. Karılarına ara sıra indirimli tecavüz etsinler. Bu atılım fahişeliğe yepyeni bir ışık tuttu. Dışarıda kuyruk sallayan kadın fahişedir, evinde ise, sallamayan. Yanlış anlamayın, ikincisi kaypaklık anlamında fahişelik. Antlaşmaya uymamak anlamında. Bilirsiniz kültürümüzde böyle bir deyim vardır.
Biz laikiz, bu yüzden referansımız geleneklerimizdir. Kuran değil. Çok büyük bir fark. Geleneklerimiz olmasa Batı'dan ne farkımız kalır? Bir bakmışsınız hem laik hem demokrat olmuşuz. Bacaklarımızı açıp Batı'ya teslim olmuşuz.
Bu arada mükemmel bir laik kadın nesli yarattık. Kadınlarımız çok prezantabldılar. Hiçbir şeye karışmadan her yerde arzı endam edebiliyorlardı. Kendilerinin klonu kız çocukları yetiştirebiliyorlardı. Nadiren bakire değilseler, diktirebiliyorlardı. Fahişelikle iffet arasındaki ince çizgide bir ip cambazı gibi yürüyebiliyorlardı.
İşte böyle sevgili Pippa. Sen kadını felaketten kurtaran laik bir cumhuriyette yetişmedin.
Bu inceliği öğrenemedin.
Ama müjde, sana tecavüz edene indirim yok. Biz sana tecavüz ederken, Avrupa da bize tecavüz etti. Kültür farkı, laiklik falan dinlemedi, demokrasi adına Türk'e uygun laik indirimlerimizi elimizden aldı.
Senin katilin, işte bu yüzden, seni öldürdükten sonra bir kahvede AB'ye nispet yapıyordu.
Biz laik bir cumhuriyette yaşıyoruz, Pippa. Kadınlarımız o kadar mutlu ki, demokrasiye ihtiyaçları yok.
"Demokrasiye giden yolda mutlaka ama mutlaka irticaya otostop yapmak zorunda kalırsın."
Laik kadınlarımıza biz bunu ezberlettik.
İyice bellettik. Artık rahatız.
Sen de bizim gibi rahat uyu, Pippa.

H. Gökhan Özgün

lalishy   18 Nisan 2008 17:52  

"Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir şey oldu. Baykal ve Bahçeli hükümeti bırakıp Genelkurmay Başkanı'nın yakasına yapıştı. 'Tarihsel blok' eğer havaya uçmadıysa ortasından çatladı: 1965'ten bu yana Türkiye'de egemenlik paylaşımını belirleyen (MHP+Özel Kuvvetler) + (CHP+Silahlı Kuvvetler) = Devlet denklemi çöktü." Ertuğrul KÜRKÇÜ

lalishy   19 Mart 2008 11:46  

az gelişmiş ülkeler kendi ordularının işgali altındadır. Montesquieu

lalishy   19 Mart 2008 11:46  

Bu varlık denizi nerden gelmiş bilen yok;
Öyle büyük bir inci ki bu büyük sır delen yok;
Herkes aklına eseni söylemiş durmuş,
İşin kaynağına giden yolu bulan yok.
hayyam

lalishy   19 Mart 2008 11:45  

Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bi cevabım var.
Lakin bi lafa bakarım, laf mı diye...
Bi de söyleyene bakarım, adam mı diye...

mevlana

lalishy   19 Mart 2008 11:45  

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. istanbul

    istanbul

    11511 üyesi var. üyelik serbest.
  2. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    2873 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. nevizade

    nevizade

    1572 üyesi var. üyelik serbest.
  4. Quentin Tarantino

    Quentin Tarantino

    1354 üyesi var. üyelik serbest.
  5. marksist idman yurdu

    marksist idman yurdu

    896 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  6. ırkçılığa dur de

    ırkçılığa dur de

    892 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. southpark

    southpark

    540 üyesi var. üyelik serbest.



 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage